Peygamberimizin sünnetleri nelerdir

Peygamberimizin sünnetleri nelerdir

Sünnetin tarifine bir bakalım. Peygamberimizin yaptığı, konuştuğu, hal ve hareketlerinin tamamına sünnet diyoruz. Öyleyse hayatı boyunca yaptığı her şeye sünnet diyebiliriz. Fıkıh kitapların da geçen sünnet kelimesi ise, daha çok “yaparsak sevabı var, yapmazsak günahı yok” manasına geliyor. Mesela, yemeği sağ elle yemek, dişleri temizlemek, ayakta yemek yememek gibi. Ancak sünnet kelimesini geniş anlamıyla aldığımız da Peygamberimizin yaptığı her şeyi içine alır. Bu durumda, Allah’ın istekleri ve yasakları da sünnetin içinde yer alır. Mesela, Peygamberimiz namaz kılmış mı? Evet. Öyleyse namaz kılmakta bir sünnettir. Şu halde sünneti bölümlere ayırmak gerekecektir.

Farz olanları: Allah’ın mutlaka yapmamızı veya terk etmemizi istediği her şeydir. Allah’ın emir ve yasaklarını en iyi şekilde uygulayıp örnek olan Peygamberimizdir. Biz de ona uymak suretiyle en üst seviyede Peygamberimize uymuş oluruz. Namaz kılmak , Oruç tutmak, Zina etmemek, haram yememek gibi.

Vacip olanlar: Dinimizin vacipleri. Mesela gece namazını 3 rekat olarak kılmak vaciptir.

Nafile olanlar: İbadetleri yaparken farz ve vaciplerin dışındaki yaptığımız şeylerdir. Mesela namaz kılarken Kur’andan bazı süreleri okumak farz, ama subhaneke duasını okumak nafiledir.

Adab olanlar: Bunlara da edeb diyoruz. Yemek yerken, yatarken, camiye, tuvalete girip çıkarken (vb.) günlük işlerimizi yaparken Peygamberimiz’e uyarsak o işi adabına uygun yapmış oluruz.

Demek ki Sünneti farz, vacip, nafile ve adap diye ayıra biliriz. Sünnetin en yükseği ve en faziletlisi bu sıraya göredir. Bunu bir insanın vücudu gibi düşünebiliriz. İnsanın yaşaması için gerekli organları vardır. Beyin, kalp, kafa vesaire. İşte iman etmemiz gereken esaslarda ruhumuzun beyni kalbi gibidir. Vücudumuzun gözü, kulağı, eli, ayağı vesaire duyu organları vardır. Farzlar da bunun gibidir. Ruhumuzun gözü, kulağı, eli, ayağıdır. Farzları yapmayan elsiz, ayaksız, gözsüz, kulaksız bir insan gibi eksiktir. Vücudumuz da bir de parmak, kaş, saç gibi güzellikler ve süsler vardır. Bunlar olmasa da yaşarız. Ama olduğu zaman daha mükemmel insan oluruz. Bunun gibi sünnetin nafile ve adab kısımları da ruhumuzun süsü ve güzelliğidir. Yapsak çok sevabı var, yapmasak günahı yok. Özetlersek, farz ve vacip kısımlar mutlaka yapılması gereken sünnetlerdir. Nafile ve adap kısımlar ise yaparsak çok sevabı var. Haramların durumunu sorarsan o da vücudunuzu aids, zehir ve ateş gibi öldürücü şeylerden koruduğumuz gibi ruhumuzu da öldürücü ve zehirleyici haramlardan korumamız gerekir.

Sünnetlerin bazıları şöyledir:

İlk olarak sabah namazını vaktinde kılmaya özen göstermeliyiz. Bunu başarmak için erken yatmaya gayet dikkat etmeliyiz. Âlimlerimizin “Kendisi olmaksızın vacibin tamam olamadığı şey de vaciptir” şeklinde sahih sünnetten tespit ettiği kâide doğrultusunda sabah namazı gibi bir farzı edâ etmeye yardımcı olan “erken yatma” da vacip olmaktadır. Resûlullah (S.A.V.)’in yatsı namazından sonra dinî bir hacet olmaksızın geç yatılmasını kerih gördüğü yine sahih nakillerde açıktır. Namaza vaktinde kalkmayla ilgili bazı uyarılara değinebiliriz:

Günahları küçük görmemelidir. Şüphesiz bu, kalbin katılığındandır. Hasan Basrî Rahmetullahi Aleyh’e birisi gelir ve “Gece namaza kalkmayı çok istiyorum ama bir türlü başaramıyorum?” dediğinde, O “Günahların senin elini kolunu bağlamış” demiştir.

Kalp, Müslümanlara kin beslemekten, bidatlardan ve dünya işlerine aşırı himmet göstermekten arındırılmalı.

Allah için sevmeli, Allah için kızmalıdır. Ayrıca, Allah’a yakarmanın tadına varılmalı ki, iman kuvvetlensin.

Resûlullah, sahabesini gece namazına teşvik etmiştir. Bir keresinde şöyle der; “Abdullah ne iyi insandır. Bir de gece namaz kılsa” (Sahihu’l-câmi). Yine bir diğer hadiste, “Farzlardan sonra en faziletli namaz, gece kılınandır” (Müslim)

Yemeğe başlarken “Bismillah” demek unutulduğunda “evvelinde ve ahirinde Allah’ın adıyla” anlamına gelen “Bismillahi evvelehu ve ahirahu” demelidir. Yemekten sonra da “Hiçbir güç ve kuvvetimiz olmaksızın bizleri yediren ve içiren Allah’a hamdolsun” anlamındaki “Elhamdülillahi’llezi et’amenâ ve seqa’nâ bilâ havlin minnâ ve lâ kuvveh” duası yapılır. (Doğru telaffuz için bilenlere danışmakta yarar vardır).

Evden çıkarken de, “Bismillah. Tevekkeltü ala’llâhi ve lâ havle ve lâ kuvvete illâ billah” demelidir, bunun anlamı da şudur; “Allah’ın adıyla… Allah’a güvendim. Ancak, Allah’ın inâyetiyle güç ve kuvvet vardır”.

Her işte helal ve harama dikkat etmeli, Resûlullah’ın sünnetine uymalıdır. Kişi tüm amellerinde Allah’tan korkmalı, sırf dünya için koşturmamalıdır. Resûlullah (S.A.V.)’in şu hadisi gerçekten ibret doludur; “Allah, ahireti dert edinen kulunun kalbinde zenginlik kılar ve onun işlerini düzeltir. Dünya ona geldiğinde o yüz çevirir. Kim de dünyayı dert edinirse fakirliği onun iki gözü arasına çakar, iki yakası bir araya gelmez ve dünyadan ancak ona takdir edilen nasibini alır” (Sahihu’l-câmi)

Namazları vaktinde kılmaya çok dikkat etmeli, namaz ve İslâmî yaşantıyı her şeyin üstünde tutmalıdır.

Namazı vaktinden geçirmene uğraşan şeytanın vesveselerine fırsat verme. Camide cemaatle namaz kılma azmini kırmak için şeytan peşini bırakmaz ve namazdan vazgeçiremezse vaktini geçirmene çabalar. Allah’ın, işlerinin başını dünya edinenler için hazırladığı şiddetli cezaya düşmemek için, O’na ibadeti her şeyin üstünde tutmalıdır: ×De ki: Eğer babalarınız, oğullarınız, kardeşleriniz, eşleriniz, hısım akrabanız, kazandığınız mallar, kesada uğramaktan korktuğunuz ticaret, hoşlandığınız meskenler, size Allah’tan, Resûlü’nden, ve Allah yolunda cihad etmekten daha sevgili ise, artık Allah emrini getirinceye kadar bekleyin. Allah fasıklar topluluğunu hidayete erdirmezØ (Tevbe, 24).

Yerken, içerken, giyerken ve diğer her işte şüpheli şeylerden kaçınmalıdır. Resûlullah (S.A.V.) şöyle buyurmuştur, “Kim, Allah için bir şey terk etse, Allah da, daha hayırlısını ona geri verir” (Sahihtir. Ahmed).

Kötü ve uygunsuz, söz ve davranışların tümü terkedilmeli, özellikle toplum içindeyken yumuşak ve alçak bir sesle konuş.

Sana karşı kötülükte bulunana, iyilikle davranarak onu bağışla.

Hizmette kusur etmiş olanları azarlama. Görevini hakkıyla eda et ve başkalarının hakkını koru.

Çok gülmemeli, çoğunlukla tebessüm edilmelidir.

Zayıf ve fakir kimselerin ihtiyacını gider. Ev işlerinde ehline yardımcı ol.

İsraftan kaçınmak koşuluyla özellikle cuma günü ve bayramlarda giyime özen gösterilmeli.

Şaka da olsa çirkin ve kötü sözden sakınarak çok şaka yapmaktan kaçınmalı. Başkalarını güldürmek için de olsa yalan söz söylememeli.

Kimseyi sevimsiz bir yüzle karşılama. İnsanlara ve hayvanlara karşı merhametli ol ki, Allah da sana merhamet etsin.

Cimrilikten sakın. Bu, şüphesiz Allah’ın sevmediği bir davranıştır. Her işte israftan uzak dur.

Öfke ve öfkeye yol açan durumlardan sakın. Kızdığında şeytandan Allah’a sığınmakta geç kalma.

Kurân’ı anlayarak, düşünerek oku ve onu başkalarından dinle.

Cesaretli olmalıdır. Kendi aleyhine de olsa hakkı söylemekten çekinme. Kimden gelirse gelsin nasihata karşı açık ol ve onu reddetme.

Ehlin ve çocuklarına karşı adâletli ol. İlgi gösterirken ayırım yapma. Her durumda aralarında adâleti gözet, birine diğerinden daha fazla verme. Ve bütün işlerinde adâleti şiâr edin:

İnsanların eziyetlerine karşı sabırlı ol, onları bağışla ki Allah da seni bağışlasın. Kendi nefsin için hoş gördüklerini diğer insanlar için de hoş gör.

Aile efrâdınla, kardeşlerinle bir araya geldiğinde veya yanlarından ayrılırken onlara selâm ver, gönüllerini hoş tut. Her zaman selâm vermeyi ihmal etme.

Yorum Yaz

 

Protected by Copyscape Duplicate Content Penalty Protection